Müşterilerimizle beraber bir işi nasıl daha iyi yapabiliriz diye heyecanlandığımız, bazen de mevcut takvime veya bütçeye uygun çözümleri bir araştıralım, diyerek bitirdiğimiz toplantıları özlüyorum.
Son senelerde ajans ve yapımevlerinin iş görüşme tarzı bir hayli değişti. Bazen yapacakları işin henüz tanımı net değilken bütçe ve takvim pazarlığı yapmak istiyorlar. Sadece bu tavır yüzünden nice güzel fikirler daha kağıt üstündeyken ölüyor.
Müşterimize öncelikle işin kalitesini ve üretim metodunu etkileyecek ön çalışmalar konusunda sürekli destek vermemiz gerek.
Akbank imaj filmleri için yapılan ön görselleştirme çalışması, detaylı ön çalışmanın yaratıcılığı desteklemesi ve prodüksiyonu kolaylaştırması konusunda iyi bir örnek oldu.
1.Film
Dinamo’dan Füsun A. birinci filmin senaryosunu bana iletince önce referans işleri inceledim. Yukarıdan kameraya çekilmiş figürlerin şekiller oluşturmasına örnek birkaç iş vardı. Bizim istenen figürleri kaçar kişi kullanarak, nasıl bir ölçekte göreceğimiz ise henüz belli değildi. Bu yüzden bazı figürleri 40 - 60 - 120 gibi değişik sayılarda tasarlayarak hangisinin kadrajda daha iyi etki bıraktığını beraber inceledik. Ajans özellikle etkileyici bir doluluk duygusu görmek istiyordu, buna göre figürlerdeki insan sayılarıyla boyutlarını belirledik.
Kastın çoğunlukla dansçılardan oluşacağını bildiğim için çizimleri yaparken duruşlar, dizilişler ve figürlerin kendi içindeki geçişlerini tasarlarken kendimi özgür hissetim. Emin olamadığım tek konu lens deformasyonuydu, çünkü mevcut kamera yüksekliğinden elde edilecek sonucu prova çekimlerine kadar göremeyecektik. Bir de kalabalık sahnelerde figürlerin iyice küçük görünüp kimliksiz noktacıklar gibi algılanmasından çekiniyordum.
Yönetmen Olivier Venturini İstanbul’a geldi. Onunla bir sahneden diğerine nasıl geçileceği konusunu beraber çalışarak netleştirdik. Kırmızı beyaz renklendirilmiş çizimler ve geçişleri anlatan storyboard yardımıyla sorunsuz bir pre-production toplantısı gerçekleşti. Çizimler Güney Afrika’daki ekip ve koreografla internet üzerinden paylaşıldı. Orada çekim için ön hazırlıklar başladı.
Filmin öngörülen süresi 70 saniye kadardı. Çok fazla sahne vardı, hızlandırmalar yapılsa bile malzeme fazla görünüyordu, huzursuzdum. Ö. Ahunbay’ın hazırladığı müziği alıp Evren’le Avid başında birkaç saatte bir animatik film hazırladık. Bu maket film hem son toplantıda, hem de sette çok işe yaradı.
Füsun A. İnternetten provalar ve çekimlerle ilgili periyodik bilgi aktardı. Gereken yeni figür alternatiflerini hazırlayıp gönderdim. Post çalışması için tekrar Sinefekte döndüklerinde çekim malzemelerini izlemek mucize gibiydi; fikirlerin bu kadar net uygulanabilmesine hayran kalmıştım.
Bu filmin kurgusu Niko ile, compositing kısmı Merih Ö. ve Emre A. ile gerçekleşti.
Daha sonra öğrendik ki bazı forumlarda figürlerin çekim değil animasyon olduğu yazılmış.
2.Film
Aradan neredeyse 5 ay geçmesine rağmen hala ilk imaj filminin başarısı konuşulmaktayken, Yorum ajansla bir sonraki iş için görüşmeye başladım. Bu sefer konsept aşamasından itibaren projeye dahil olmuştum. Henüz nasıl bir film olacağı belli değildi. Çok sayıda insanla uygulama gerektiren iki fikir vardı. İlk filmin başarısı, devam işi için yüksek beklentiler getirmişti, bu da yaratıcılık anlamında bir baskı oluşturmuştu.
Dansçı ve akrobatlardan oluşan bir ekiple gerçekleştirilebilecek, telle çekimler ve detaylı post çalışması gerektiren bir öneri de ben sundum. Ajans kreatif başkanı Fahika E, son toplantıda bir önceki işin tekniği üzerinden gidilmesini, bu dilin henüz tükenmediğini savundu ve haklı çıktı. Müşteri sunulan devam senaryosunu beğenmişti.
Bu sefer daha hikayeli bir akış vardı. Açılış planı şöyleydi: Bulutlar çarpışır, yağmur olur, yağmur birikip deniz olur, denizden balık sıçrar, balık güneşe dönüşür... Daha önceki işe benzemeyen, daha kalabalık bir ekiple oluşturulacak kesintisiz uzun bir mizansen.
Önceki filmde Venturini’nin asistanlığını yapan Güney Afrikalı arkadaşı yönetmen Bart Fouche ve ilk filmin koreografı Penny Jones ile çalışılacaktı.
İlk sunumdan sonra içimize tam sinmeyen imajları Dinamo yapımcısı ile gözden geçirip sonra Fahika E. ile evinde çalışarak filmin final versiyonunu tasarladık. Çay bardağı figürünü önermemle birlikte filmdeki "Türklük" sembolünü de yakalamış olduk.
Bu malzemeyle Bükreş’e gittik. Aynı gün yönetmen ve koreografla tanışıp her günün sonunda ve her sabah yola çıkmadan önce yapacağımız toplantıların ilkine başladık. Teknik olarak zor olabilecek sahnelerden başlamaya karar verdik. Ertesi sabah Castel film stüdyolarına gittik. 200 kişilik ekip beyaz giysileriyle geniş mavi alan üstünde hazır bekliyordu.
Takvimimiz 4 gün prova, 4 gün çekim idi. Böyle kalabalık bir ekiple nasıl çalışıldığını çok merak ediyordum, o yüzden Penny Jones ve iki asistanını izlemeye başladım.
Çizimler alanda geometrik olarak çözümleniyordu. Daha organik olanları yere çizmem ve ilk yerleştirmeye yardım etmem gerekti. Tepedeki kameradan stüdyonun duvarına yapılan projeksiyon sayesinde her kişinin yerini kontrol edip müdahele edebiliyorduk.
Figürlerin uçlarında, hareketi kontrol edecek noktalara espas duygusu daha gelişmiş olan dansçı ve jimnastikçiler yerleştirildi. Diğer oyuncular da bir süre sonra yerlerini öğrenmeye başlıyorlardı.
Yaklaşık oniki saat süren ağır iki prova gününden sonra çoğu öğrenci olan ekibin yaklaşık onda biri kendi yerine başkasını gönderdi. Bu öngörülmemiş bir problemdi fakat koreografın tecrübesi ve stüdyo yapımcısının müdahalesiyle üstesinden gelindi. Çekim sırasında yeni sahneler ve alternatifler ilave etmek gerekti. Çizimleri sette hazırlayıp uyguladık.
İstanbul’a dönünce compositing aşamasında Bülent E. ile çalışılırken yine bazı değişiklikler yapıldı. Bunların en ilginci, çiçek açma sahnesinde çiçeğin şeklinin tamamen değiştirilmesiydi. Başka filmde benzer bir figürün uygulandığı fark edilince bisiklet sahnesi de kullanılamadı. En radikal değişiklik ise, müşteri hızlandırmaları fazla bulduğu için filmi yavaşlatmak ve orjinal süresinde tutmak için çok emekle hazırlanmış olan giriş bölümünün yarısından fazlasını çıkarmak oldu.